Bu Yolda Yalnız Hissettiğim Anlar

Yalnızlık bir sorun olarak başladı. Sonra bir şey fark ettim.


Yalnızlık Bu Yolun Parçası

Dijital dünyada, evden çalışırken, kendi yolunu çizerken — yalnız hissediyorsun. Bu kaçınılmaz.

Etrafında aynı şeyleri yapan kimse yok. Aynı soruları soran, aynı belirsizliği yaşayan, aynı denemeleri yapan biri yok. Ofis arkadaşlığı yok, ortak mola yok, “bugün nasıl geçti?” diye soran iş arkadaşı yok.

Tarsus’ta bu his daha da keskin. Büyük şehirlerde belki bir coworking bulursun, belki benzer insanlarla karşılaşırsın. Burada etrafına baktığında bu yolda yürüyen başka biri yok gibi görünüyor.

İlk zamanlarda bu beni rahatsız ediyordu. Ciddi anlamda.


Anlaşılamamanın Ağırlığı

Yalnızlığın en zor kısmı fiziksel değil. Yanında insan olabilir — ailenle, eşinle, çocuklarınla birlikte olabilirsin — ama hâlâ yalnız hissedebilirsin.

Çünkü mesele insan sayısı değil, anlaşılmak.

“Ne iş yapıyorsun?” sorusuna verdiğim cevap çoğu zaman karşıda bir boşluk bırakıyor. Kripto, dijital gelir, uzaktan çalışma, blog — bunlar soyut kavramlar. Elle tutulur, gözle görülür bir şey değil. Somut bir iş yeri, somut bir maaş, somut bir unvan yok.

Bu anlaşılamamak zamanla birikti. Bazen yorucu geldi. “Belki haklılar, belki ben yanlış bir şeyin peşindeyim” düşüncesi aklıma geldi — itiraf etmek gerekirse.

Ama geçti.


Dönüm Noktası: Yalnız Kalabilmek

Bir noktada bir şey değişti. Tam olarak ne zaman olduğunu söyleyemiyorum — yavaş yavaş, fark etmeden oldu.

Yalnızlığa bakarken onu farklı görmeye başladım.

Yalnız olmak, kalabalığın sesini duymadan düşünebilmek demek. Başkasının beklentilerine göre şekillenmeden kendi yönünü belirleyebilmek demek. Onay almadan, alkış beklemeden bir şeyler üretebilmek demek.

Bu bir kayıp değil — bir güç.

Yalnız kalabilmek, kendisiyle baş başa kalabilen insanın özelliği. Her ses kesildiğinde paniklemek yerine o sessizlikte bir şeyler bulabilmek. Bu herkesin taşıyabildiği bir şey değil.

Ben bunu yavaş yavaş öğrendim. Ve öğrendikçe yalnızlık rahatsız edici olmaktan çıktı.


Yalnızlık ile Yalıtılmışlık Aynı Şey Değil

Burada önemli bir ayrım var.

Yalnızlığı güce dönüştürmek, insanlardan kopmak anlamına gelmiyor. Eşimle birlikte yürüyoruz — bu yolculukta en büyük destekçim o. Çocuklarımla vakit geçirmek bu işin en anlamlı taraflarından biri. İnsanlara ihtiyacım var, bağlantıya ihtiyacım var.

Ama şunu öğrendim: Yalnız olabilmek ile yalıtılmış olmak farklı şeyler. Yalnız olabilmek bir seçim — kendi içine dönebilmek, kendi sesini duyabilmek, dışarıdan onay almadan var olabilmek. Yalıtılmışlık ise bir çaresizlik.

Ben birincisini seçiyorum. İkincisinden kaçınıyorum.

Şunu da fark ettim: Yalnızlıkla barışmak zaman alıyor. Bir günde olmuyor. Ben de başlarda bu sessizliği doldurmaya çalıştım — telefona baktım, sosyal medyada vakit geçirdim, olmayan bir kalabalığın içinde olmaya çalıştım. Ama o gürültü geçici bir çözümdü. Gerçek rahatlama, sessizliğe alışmakla değil — sessizliği tanımakla geldi. Sessizliğin içinde ne olduğunu görmekle. Ve gördüğümde şunu anladım: Orada sadece yalnızlık yoktu. Orada ben vardım. Belki de ilk kez, net bir şekilde. Bu farkındalık kolay gelmedi. Ama geldiğinde, yalnızlık artık bir eksiklik gibi hissettirmiyor — tam tersine, kendime ait bir alan gibi. Kimsenin giremediği, kimsenin bozamadığı bir yer.


Bu Yolda Yalnız Hissedenlere

Bazen şunu düşünüyorum: Bu yolda yalnız hissetmek aslında doğru yolda olduğunun işareti olabilir. Herkesin gittiği yerde yalnızlık hissedilmez — çünkü kalabalık var. Ama kendi yolunu çizdiğinde, henüz kimsenin basmadığı toprağa adım attığında, etrafta az insan olması kaçınılmaz. Yalnızlık bazen öncülüğün bedeli.

Eğer sen de bu yolda yalnız hissediyorsan — ve büyük ihtimalle hissediyorsundur — sana şunu söylemek istiyorum:

Bu his geçmiyor. Ama değişiyor.

Yalnızlık bir sorun olmaktan çıkıp bir araç haline geliyor. Kendi sesini daha net duyduğun, kendi yönünü daha net gördüğün bir alan haline geliyor.

Ve bir de şunu bil: Bu yazıyı okuyanlar aynı yolda. Ben Tarsus’tan yazıyorum, sen belki başka bir şehirden okuyorsun. Aramızdaki mesafe gerçek — ama paylaştığımız his de gerçek.

Yalnız yürümek ile yalnız olmak aynı şey değil.


Sen de bu yolda yalnız hissediyor musun? Yorumlarda paylaşabilirsin — gerçekten merak ediyorum.

— Şeref

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top